Canım sıkılıyor.Yapmak istediğim bişe de yok.Çünkü ne yapmak istediğimi bilmiyorum burası oldukça sıkıcı keşke daha eğlenceli bi yer olsaydı zaten ç0000kk sıcak var dolayısıyla daha çok sıkılıyorum.puuuf sigara sigara da nereye kadar her sıkıldığında yak bi sigara olmuyo.4 haftam daha var bu salak şeyin bitmesine okullar niye staj yaptırır hiç anlamış değilim bu tam bi saçmalık bunu zorunlu kılmaları ise saçmlıktan öte felaket...
Neyse ki bugün cuma ve haftanın son günü eve gidince son günlerde ablamla birlikte feci sardığımız Nina Dobrev(elena),Paul Wesley(stefan salvatore) ve Ian Somerhalder(damon salvatore) ın oynadığı The Vampire Daires adlı diziyi izlemek için sabırsızlanıyorum.Ian somerhalder LOST'un boone u ve bu dizide şahsi görüşüm aşmış hem oyunculuk hem mimikler hem de yakışıklılık olarak,evet kız olsam verirdim :) o kadar yani... Dizi küçük bi kasabada geçiyor ve isminden de anlaşılcağı gibi vampirli bi dizi,fenomen olcak bir dizi değil fakat akşamları kendini izlettirmek isticek kadar da zevkli,sürükleyici ve eğlenceli özellikle somerhalder...ama 22 bölümlük bi ilk sezon var şu an elimizde ve biz ablamla yarısını yedik dizinin benim için tek kötü yanı bu :)2. sezon eylül 2010 da başlıcakmış.Akşamları canı sıkılan ve yapıcak bişeyler arayanlar için iyi bir alternatif olabilir.
hadi ben yemeğe görüşmek üzere...
23 Temmuz 2010 Cuma
14 Temmuz 2010 Çarşamba
stajyerlik ve can sıkıntısı
selam herkese bugün saçmalıcam biraz şuan telekom müş. ilişkileri bölümünden yazıyorum.dunyanın en sıkıcı meslek görunumlü meslek olmayan şeyi sanırım stajyerlık düşünün artık blog yazıcak kadar boşum. çıkmama yaklaşık olarak 1 saat 30 dakika var ve bunu nası geçirceğimi bilmiyorum işin kötüsü bu şekilde geçicek daha 27 günüm var 2,5 haftada ne yaptım diye bi soru gelirse evrak kaydı ve arşiv düzenleme sanırım stajyer olupta arşive girmeyen çok az bi kesim vardır. kendi işimle ilgili ne mi yaptımm tabi ki koskaca bi hiç :)yani bu 40 günün bana cv haricinde hiç bi faydası olmıcak. farklı ınsanlar tanımak,farklı bi ortam gormeyı ne kadar kazanç sayarsınız onu bilemem ama benim için çok da önemi yok bunların bu yanlış anlaşılmasın tanıdığım insanlarıtanımaktan memnuniyetsiz değilim sadece fayda yok.fakat şunu görüyorum ki başakların özelliği olan çalışma aşkı yavaş yavaş içime doluo surekli bi iş peşinde koşma sürekli yukselme ve sürekli parlama isteği iş yapmak istemem boş oluşumdan kaynaklanıo olabılır bu kabulum ama diğerleri kesinlikle kendi özelliklerim ve eğer gerçekten sevdğim bir işe sahip olursam bu özelliklerin daha çok ön plana çıkcağını tahmin ediyorum ki okuduğum ve yapmayı düşündüğüm pazarlamayı da çok seviyorum.neyse yeter bu kadar ama yazımın başında ki hedefe ulaştım bunun için mutluyum yazı da hiç bi kurala uymadım bunun da farkındayım free takılmak istedim
ciao
ciao
3 Temmuz 2010 Cumartesi
arjantin ve lio messi
Evet 2010 Afrika Dünya Kupasının bitmesine 8 gün kaldı.Bugün turnuvanın çeyrek final maçlarından birinde 2 favori Almanya ve Arjantin karşı karşıya geldi ve sevinen taraf Almanya oldu.
Gelelim asıl konumuza bu maç sonrası bi çok yerde Messi hakkında balon futbolcu,hiç bişe değil gibi salak salak şeyler okudum ve gerçekten vay anasını dedim Messi topçu değil ne demek yahu.
Yaşım itibariyle Pele ve Marodona yı canlı izleyemedim.Ama anlatılanlar söylenenler ve canlı olmasada izlediğim kadarıyla ikiside futbol ilahı ve günümüzde Messi,C.Ronaldo gibi isimler bu ialhlarla kıyaslanıyor yalnız şöle de bir geçek var ki tarihsel olaylar o dönemin şartlarına göre incelenir ve bu kapsamda olaya tekrar bakıcak olursak Pele ve Maradona döneminde oyanan futbol ile günümüzde oynanan futbol arasında anlayış olarak çok büyük farklar vardır bunu görmek için 1980 lerden bi maçla günümüzde oynanan maçlara bakmak yeterli olacaktır.
Lio Messi şu an 23 yaşını yeni bitirmiş biri,çok büyük problemler yaşamazsa önünde en az 2 dünya kupası daha var birinde 28 diğerinde ise 32 yaşında olacak ve futbol için gayet uygun yaşlar özellikle 28 yaşında olacağı ve ezeli rakipleri Brezilya'nın ev sahipliği yapacağı 2014 de çok daha başarılı olacağına inanıyorum 2010 da olmamıştır bunun nedenleri arasında teknik direktör D. Maradona, Arjantin'in savaşmayan futbolcuları,Messi'nin omzunda ki inanılmaz ağırlık gibi nedenlar sıralanabilir. Messi kesinlikle balon değildir ve her takımda da oyanayacak kapasitesi vardır. O günümüz futbolunun en iyisidir ve bi turnuvayla bu kadar kötülenmesi doğru değil kaldı ki bu turnuvada gol atmasa bile Arjantin'in attğı her golde payı vardır. Messi elinden geleni yapmıştır ve o çok ama çok büyük futbolcudur. Dağılın şimdi
22 Haziran 2010 Salı
amaçsız oyunların asıl amaçları :)
Bahsettiğim bu küçük zaman öldürgeçleri, nette ki su salak,ufak,minik amaçsız gibi gözüken ama bir o kadar da zamanımızı öldüren ve aslında kişinin ruh sağlığını bozmayı amaç edinmiş oyunlar. her turlu net kullanıcısı bu oyunlarla kazayla karşılaşarak zamanını gecırmıstır herhalde yaşı ne olursa olsun.Bu kazanın nası başa geldğine ve oyunun asıl amacına bakalım...
TANIŞMA FASLI
tanışma faslı genellikle başkasından görmeyle ya da başkasının söylemesiyle olur, her hangi biri oyunu oynamaktadır ya da abi bak böle böle bi oyun var kodumuun oyunu çok zor gibi şeylerle az sonra başına gelceklerden habersiz er kişinin fitilini ateşler ve gördüğü şeyi kolay sanıp siktir ulan bunu mu yapamıyosun,ver bakiim şunu bak nası gecıyorum,ne var ulan bunu yapmakta ve turevleri cumleler kuran kişimiz klavye ya da mouse u elıne alır ıste her sey boyle baslar...
İLK DENEMELER
ilk denemelerde er kişi oyunu kavramaya calısır ve ilk bolumler ilerdeki bolumlerden daha kolaydır bu yüzden her hangi bi sorun yok gibi gözükmektedir ama kişinin,oyunumuzun ilerde kendisine sürprizleri olduğundan haberi yoktur burda kullanılan cumleler: dur olum ılk denemem,daha kavrayamadım ya da olayı cozemedım,az kaldı yapıcam gibi cumleler olur.(yaparsın aslan devam et)
1 2 BÖLÜM GEÇİLİR
er kişimiz allem edip kallem edip bir şekilde bu kolay olan ilk bölümleri başarıyla geçer bu kendisini gaza getirir ve kendine olan güveni artar ve bu güven kişiye şunları söyletir : bak olum böle yapcaksın,sıra diğer bölümlerde,koydum çocugu,bu mu ulan zor? halbuki oyunun kendisine kıyak geçtiğinden haberi yoktur.
OYUN GİTTİKÇE ZORLAŞIR
bu aşamada er kişimiz az önce geçtiği bolumlerın verdiği gazla yola devam etmek ister
fakat işi ilk bölümler kadar kolay değildir oyun yavaş yavaş kendini göstermeye başlar ne yaparsa yapsın bölümler geçilememektedir fakat kişimiz erkeklige bok surdurmemek,tassak konusu olmamak için azimle çabalamaya devam eder rahatlıkla şu cümleleri duyabilirsiniz: hımm zorlaştı lan bu, olum kesin bi yolu vardır da biz bulamıyoruz,hassiktir nası olcak lan bu...
ARTIK PES ETME ZAMANI
kişimiz artık sıkılmaya başlar bu işten ilk başlarda takınılan o artist havadan eser yoktur artık yapamıcağını kendiside çok iyi biliyodur ve yavaş yavaş sıkılma belirtilerini etrafındakilere de gösterir: olum sonra yaparım, siktir et olmuyo bu yaa,sıçiim içine onunla mı ugraşcam...
TANIŞMA FASLI
tanışma faslı genellikle başkasından görmeyle ya da başkasının söylemesiyle olur, her hangi biri oyunu oynamaktadır ya da abi bak böle böle bi oyun var kodumuun oyunu çok zor gibi şeylerle az sonra başına gelceklerden habersiz er kişinin fitilini ateşler ve gördüğü şeyi kolay sanıp siktir ulan bunu mu yapamıyosun,ver bakiim şunu bak nası gecıyorum,ne var ulan bunu yapmakta ve turevleri cumleler kuran kişimiz klavye ya da mouse u elıne alır ıste her sey boyle baslar...
İLK DENEMELER
ilk denemelerde er kişi oyunu kavramaya calısır ve ilk bolumler ilerdeki bolumlerden daha kolaydır bu yüzden her hangi bi sorun yok gibi gözükmektedir ama kişinin,oyunumuzun ilerde kendisine sürprizleri olduğundan haberi yoktur burda kullanılan cumleler: dur olum ılk denemem,daha kavrayamadım ya da olayı cozemedım,az kaldı yapıcam gibi cumleler olur.(yaparsın aslan devam et)
1 2 BÖLÜM GEÇİLİR
er kişimiz allem edip kallem edip bir şekilde bu kolay olan ilk bölümleri başarıyla geçer bu kendisini gaza getirir ve kendine olan güveni artar ve bu güven kişiye şunları söyletir : bak olum böle yapcaksın,sıra diğer bölümlerde,koydum çocugu,bu mu ulan zor? halbuki oyunun kendisine kıyak geçtiğinden haberi yoktur.
OYUN GİTTİKÇE ZORLAŞIR
bu aşamada er kişimiz az önce geçtiği bolumlerın verdiği gazla yola devam etmek ister
fakat işi ilk bölümler kadar kolay değildir oyun yavaş yavaş kendini göstermeye başlar ne yaparsa yapsın bölümler geçilememektedir fakat kişimiz erkeklige bok surdurmemek,tassak konusu olmamak için azimle çabalamaya devam eder rahatlıkla şu cümleleri duyabilirsiniz: hımm zorlaştı lan bu, olum kesin bi yolu vardır da biz bulamıyoruz,hassiktir nası olcak lan bu...
ARTIK PES ETME ZAMANI
kişimiz artık sıkılmaya başlar bu işten ilk başlarda takınılan o artist havadan eser yoktur artık yapamıcağını kendiside çok iyi biliyodur ve yavaş yavaş sıkılma belirtilerini etrafındakilere de gösterir: olum sonra yaparım, siktir et olmuyo bu yaa,sıçiim içine onunla mı ugraşcam...
Böylelikle oyunumuz bi kişiyi daha kendi çemberinden geçirip,sillesini vurmuştur oyun mutludur, huzurludur ve yeni kurbanını beklemektedir.
Kişi başarısızlıkla sonuçlanan bu girişimin ardından akıllanmıştır(yani akıllanması gerekio)artık her gördüğü böle salak,ufak,minik,amaçsız oyunlara atlamıcaktır...(öyle umuyorum)
deneyin ve görün onları ızlemek inanın çok zevkli
deneyin ve görün onları ızlemek inanın çok zevkli
19 Haziran 2010 Cumartesi
Babalar Günü...
Evet yarın babalar günü... Aslında böyle özel günler hep saçma gelmiştir bana. O günü, bu günü,şu günü ne kadar da saçma...
Neyse gelelim babalar gününe, haziran ayının 3. pazar günü kutlanan bir gün.Çeşitli soylentiler var antik roma'da kutlandığı,batı virginia'da ortaya cıktıgı yönünde.Batı Virginia'da yaşayan John Dowdy'nin annesi öldükten sonra onun yerini alan babası için böyle bir gün kutlanmasını istediği söyleniyor. Annesinin ardından hayatını çocuklarına adayan babası William Smart'a özel bir gün armağan etmek amacıyla bu fikri ortaya attığını belirtiyor(vikepedi'den alıntı bu kısım).
Babalar bana hep ikinci plandaymış gibi geliyor.Bilmem belki de onlar gizli kahramanlardır ve göz öünde olmayı sevmiyorlardır. İlerde bir gün baba olursam bunu anlarım ama şu da bir gerçek ki anneler gününde olan bir çok şey babalar gününde olmuyor elbette bunun nedeni babaların daha az sevilmesiyle alakalı değil ama ne bunun nedeni ne?
Son bir şey peki ya babası olmayanlar?
Neyse gelelim babalar gününe, haziran ayının 3. pazar günü kutlanan bir gün.Çeşitli soylentiler var antik roma'da kutlandığı,batı virginia'da ortaya cıktıgı yönünde.Batı Virginia'da yaşayan John Dowdy'nin annesi öldükten sonra onun yerini alan babası için böyle bir gün kutlanmasını istediği söyleniyor. Annesinin ardından hayatını çocuklarına adayan babası William Smart'a özel bir gün armağan etmek amacıyla bu fikri ortaya attığını belirtiyor(vikepedi'den alıntı bu kısım).
Babalar bana hep ikinci plandaymış gibi geliyor.Bilmem belki de onlar gizli kahramanlardır ve göz öünde olmayı sevmiyorlardır. İlerde bir gün baba olursam bunu anlarım ama şu da bir gerçek ki anneler gününde olan bir çok şey babalar gününde olmuyor elbette bunun nedeni babaların daha az sevilmesiyle alakalı değil ama ne bunun nedeni ne?
Son bir şey peki ya babası olmayanlar?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)